|
Ah Endülüs, Ah!
Nakkaş mimar elinde oya benzer duvarlar Her flâmenko dansında Karmen ruhu tavırlar Zeytin ağacı baki yeşil süslü çayırlar Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Dirilmiş toprak Vandal ruhlarda bariz çölken Kanlı eller toprağa gömülmüş aşka kulken İmar görmüş her yeri Müslüman’a bir yolken Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Elhamra sarayı ki, her yazında kışında Cennet bahçelerinden gölge her karışında İzlerini seyretmek hoş mabedin taşında Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Ah Kordoba! Otuz beş bin kişilik bir cami Kiliseye çevirmiş utanmadan harami Namaz kılmak istedik izin vermedi cani Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Sevilla’da minare olmuş bir çan kulesi Oya gibi duruyor hala nakkaş rulesi Seyreden gözlerimde cehennemdir şulesi Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Bölük pörçük dünyaya dalınca o Müslüman Her krallıkta güçsüz kalınca o Müslüman Son yeri vermiş kirli İsabel’e perişan Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te!
Rabbi unutan ezber iman çare olmadı Ahlak-kardeşlik yokken saltanatı kalmadı İhtişam dediği yar, vefa nedir bilmedi Şamdan doğan güneşle yükselmiş Endülüs’te! Saffet Kuramaz
En son deha tarafından 29.04.11, 10:34 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
|