 |
| Moderator |
 |
Kayıt: 15.12.08, 23:23 Mesajlar: 661
|
|
Kıblesinde Eşkıya İzleri
Mahzen duvarlarında sümüklü böcekler Şaraplar asırlık Erciyes’in lavları hala taze Toprağın getirisi kimine sunuyor varlık Bağlarda bereketli üzümler siyah inci Küheylan bozkırlarına sürükler…
Geceleri kuzey kutbu soğukluğu Aşkı bitiren sönüklüğü Yavrunun anne kucağında doyasıya ağladığı Poyraz estirir
“Selamun Aleykum emmi…” “Nöbet mi tutuyorsun silah elinde” “Diz çökmüşsün sigara dilinde” “Düşünürsün ya gelirse” “Kurtlar sürüsü!”
Ölmeyen kurtları bekler Kurt ki kaç ayaklı ne fark eder Mahzende türküler Ağılda korkular Erciyes’ten eser Bozkırında eşkıya ülküler
Sene on dokuzuncu asır Yıkık su kemerinin altında Eşkıya kıratları Ne dini var ne imanı Kaçırır avratları
Tandır başında ağlar yavrucuk Sütüne muhtaç ananın! Namus belasına Kurt peşinde babalar Yavru ölecekmiş yok tasalar Köy üstüne çöker şeytan oyunlar…
Şaraplar mahzenden çıkar Zalim üzüm bağlarını bozar Ağıllarda sessizlik Memleket yerinden oynar
Erciyes eritemedin karlarını Sevdiremedin yiğitlerin yarlarını Toz toprak içinde kağnılar Düğün dernek yerine matem Sustu ney sesi mezar köyde Bitti dünyalık ağrılar Söndüremeden narlarını…
Saffet Kuramaz
|
|