|
Tanık
Bir çınara sarıldım. Kollarım öyle kısa geldi Asırların tanıklığına kapıldım Her ses, her görüntü eldi Umutlarını dinledim Sevdalarıyla inledim Gözyaşlarında elendim Dibine toprak olarak yığıldım Kim bilir kaç papatya yaprağından ayrıldı Her biri düşerken seher yellerinden sıyrıldı Oysa güneşine başını çevirmiş Gövdesinden yükselirken tüm âlemi çevirmiş Başını eğerken ayılmış Ölmüş sevdanın mahreminde!
İzmaritler var birkaç tane Dün geceden kalma sarhoş şişelerinden hane Aşk değil bu kirlilik belkide Yaşadığım yüzyıl toprağına ihanet etmekte Ses gelsin istemez Dert çeksin istemez Kaçmak kendinden ağaç gölgelerinden Bir gece vakti bu yüzden buralar dolar oldu Aşk diyen geçmiş geleceğinde stresle doldu Ağaç tazeleri elde kırbaç Beden sarhoş ruh bırakılır aç Ayın kör ışığı çirkinliğine maske Böcekler kafalarında takke Kaldırır birde neyin şerefiyse “Şerefe!”
Sarıldıkça imdat der gibi titriyor Sanki kendimi görmesin istiyor Bende yüzsüzlük işte, anlatsa ne yapacağım ki Boş yere aklımı meşgul edip lüzumsuzluğumu besliyor Kendime sesleniyorum Sen iyisi tefekkür et Her yaprakta zikir var bir davet Gereksiz merakınla ibadetine yapma tecavüz Yapma farkında olmadan kendine eziyet Tırmandım ağacın dallarına Arılardan gördüm bal dallarına İmrendim hallerine Bir yaprak olmalıydım yeşilinde her renk Bir ömürlük kışa kadar Her ana sığardım olurdum yazar Rabbimden tılsımlı ahenk Fıtratımı yaşardım azar azar…
Sen çınarsan bende pınar Kışında beslerim seni, olurum yar…
Saffet Kuramaz
|