|
Dağlı odun keser, Hayvan besler Peynir yer... Üç ay bahar görür Kar ve fırtına arkadaşı Rüzgârı sırdaşı! Kim evlenir ki onunla, Kalmış yalnızlık donuyla… Yaşı olmuş kırk, Saç-sakal simsiyah! Yalnızlık içinde ah, Etrafında evcil sirk Öter horozlar hala sabah…
Dağcılar gelmiş nasılsa Onun gibi ehilde Rehberlik istemişler Deseler de cahilde! Anlamamış bakışlarından Niyetlerinden… İş bedeli para teklif etmişler “Nedir o ki?” demiş. “Ben anlamam kâğıttan, ağıttan…” “Dağlar rızkıma kâfi…” Bedava olunca yüzleri gülmüş Üstelik bol rızık içindeler…
İki erkek bir kadın yürümüşler zirveye, Her dinlenmede dağcı dönmüş kıbleye, Huşu ile yapışmış tedbir ile her sebebe… Belki çığ, belki kar fırtınası, ararsan çok ölüme sebep! Bilime sarılmış diğerleri, gençlik gücüne! Ne bulurlarsa her andan sarmış eğlence! Dağda varsa da nimetler, neylerine bilmece! Bakmışlar dağcı işinde ciddi, içi dışı bir Hiç görmedikleri insan tipi, sanki pir Her anı merakla dolu, ceviz içinde sır! Herkes kendi halinde, ne varsa seçer elinde…
Aniden gelmiş fırtına, Herkes düşmüş bir yana, Bir kötülük ermiş niyetle bahtına… Dağcı toparlanmış, Aramış nerededir diğerleri? Ölmek üzerededir erkek, bakışlarında korku Dili peltek… Sarılmış dünyaya son kez pişman gibi Ne gördüyse, korkunç gözleri, malum hikayeler gerisi… Kadını aramış biraz ileride, Kar altında çığlık, altın gibi gömüde! Hızla açmış kavuşur gibi engine… Morarmış dudaklar, korkudan gözler fırlamış Ovmuş bedeni, dualar dilinde… Almış çadırın altına, Bakarken kader tahtına, İlk defa görmüş zıddı Gözleri ve sözleri… Kalbine heyecan girmiş, sesler çoban kavalı Sanki ressamın eserine ilk âşık Yemediği rızık önünde, kaşık kaşık! Tanımadığı iniltiler, sesler Sanki geçmişinden gelir yeisler! Uyanmış bir süre sonra Dokunmuş eline kadın, kanında ateş azgın Tövbe demiş… Besmele çekmiş… Gitmiyor, dinmiyor azgın nefis Atmış çadırın dışına, dağa seslenmiş “Neden bedenimi hatırlattın,” “Fitneyi içime kattın” “Merak ettiğim cehenneme attın…” “Hani sendin tek aşkım” “Sendin benim köşküm” “Beni bırakıp, niçin böyle inlettin…”
Bıraksa kadını olmuyor, Girse içeri nefis ölmüyor, Hangi kabı alsa eskisi gibi dolmuyor, Dünyalık aşk bu…
Saffet KURAMAZ
|