|
Dağa çıktım kıştan kalma bir gündü, temmuz ateşinde! Boncuk, boncuk ışık pırıltıları… Tenimde ürperti! Bir yandan eriyip akıyor diğer yanda buzdan sergi… Rüzgârı sert, tenimi sarsıyor dokunduğum taşında, İçiyorum… Yiyiyorum… Duman, duman geçti karaltı! Ömrüm balçığında iz, geleceğim görüntüsüne sargı…
Doğa ayna, her kıvrımı taze… Bedenimde canlanır! Irmağı kaderse yanındaki her yeşillik tanıktır… Bazen alkış tutar bazen sevinç yaşar bazen yanıktır! Yeldir yorgunluğu artıran, ne zaman sussa dinlenir… Geveze insanlar gibi asılıp kesilen sanıktır, Rızkıma reçete, yaşama heyecanıma azıktır!
Portenin içinde olunmakla seyretmek arasında, Dostun kor derdine ağlamakla hissetmek arasında, Savaşan erle kumandan emriyle yönetmek arasında, Kazandığını biriktirmekle dağıtmak arasında… İki perdelik oyunda seyreden alkışlar, yazıktır! İnce çizgiye ayarlı perdeler merakıma azıktır…
Saffet Kuramaz
|