|
Gökyüzü üç gündür kapalı, Ne yağmur yağıyor nede kar! Üşüyorum, rüzgâr koparırcasına dalı Yığınla elbise üzerimi sarar, Yürüyorum zar zor… Yüreğimde zikzaklar, hasret yangınları kor!
Boğazımda sanki kılçık, öksürürken ciğerim sökülüyor Sigara içen içene etrafıma zehir dökülüyor, Çaresizlik kömür yaktırıyor nefes almak baş belası! Hastane yolları olmaz olası bize sokuluyor…
İnsan nankör, eline bir düşsen matkap gibi deler! Muhtaç olmaya gör gözlerden akar seller! Şer uyumaz, kılık değiştirir ummadığında eller! Yırtık pırtık elbisesi hatta çok değerlidir helâsı Voyvoda cellâdı gibi konuşur diller!
Usandım… Günlerce düşündüm! Oyuna oyun panzehir kuşandım, Anladım sadece değişecekti ayakkabı, dil, gönül cilası! Âdemden kıyamete kadar bu rol aynı kalacak, Kendimi yediğim, sıktığım yanıma kar kalacak! Döndükçe dünya öğle bir yerde hep var olacak, Yaktıkça hayalimi kurduğum cennetimi alacak, Hep meşakkat hissedilecek okunurken selası!
Sustum… Havasız kalmış uçurumdum, Fayda görmedim nelere küstüm! Neden ölümü bir düğün gibi kurmadım korkup durdum! Yıkılmaz mı, hangisi top tüfeğe dayanır kalesi?
Üşüdüm… Ne bulduysam onu da üzerime bürüdüm, Hasta olmaktan korktum, korktukça çürüdüm! Ya kolay söylemesi, meydan okumak böylesi, Bilmek başka yaşamak başka! Sonsuz bilinmeyenli bu denkleme çıkardım şapka, Bende bu yürek varken yufka, Millet zevk sefada ben olacağım amelesi!
Big Bang’dan kara deliğe, Kutuplarda buz atmosferde ozon tabakası, Üzülen çok eridiğine… İsraf toplumları iman yoksunları ahalisi, Hep alan, kat kat verdiğine! Verim bu yüzden düşüyor, Ruh değil beden yaşıyor, Yaşlılık sefilliği aşıyor, Vahşi çiçekler yerine kokluyor sümbülü lalesi…
Sana ne ya! Mutluluk kandırmaca, Deseler kimsenin gücü yetmez almaya! Aldığımız nefes bile mucize aslında, Kiremitler uçarken insanlar ayakta, Devam eder gurur, bir kişilik balesi… Yetişen durmuyor koysan çürüyor dalında Yada düşüyor, toprak oluyor gölgesi!
Saffet Kuramaz/Aralık-2008
|