|
Bilselerdi…
Kestim parmağımı misafirken Kâbe içinde Abdestime acındım o an acının hiçinde Böylesi denk gelişte beynim sorgusu niçinde Sargı sardım bir damla dökülmeden koşaraktan Kanımdan utandım şehitlik sunmaz taşaraktan Onca yoldan gelip de kaçmak var mı ummanından Resul izlerine şahit olmuş asumanından… Kesme ne olur, lokmaya heva nedir aşırı Dönüyor başım tavaf gibi midemden dışarı Bilselerdi… Gerçek karanlığı habersiz tandan Mermer güneşle kavrulur tende gereksiz sancı Huy değişir mi işte çıkmayınca ruhu candan… Kudüs’ten haber getirmiş cinleri Süleyman’dan Asası düşünce ölmüş derler yerde kandan leke Gaybı tek Allah bilire boyun bükmüşler çoktan! Ruhuma değmeyen aşkmış bu anladım ezbere Gerçek manaya erdim dünyadan aldım tezkere Attım giysilerimi kibrin hasedin gömleği Attım tencere kazan seçtim aş için çömleği Öldürdüm Rab yolunda gitmekten korkan ödleği Meleklere eriştim tavafımda yanlarında Renkleri aştım sebepleri yaşarken Kur’anda Ölünce okunmuyor, alfabe başka mizanda!
Seyret benleri mahzeninde şarap sarhoşluğu O mekân ki olgunlaşacak ruhumda loşluğu Alışkanlık silindikçe anlayacak boşluğu Topraktan bir parça olup etinden sıyrılacak Her an zikrine razıyken yaşatacak hoşluğu… Bilseydi şarap gibi enfes tatları dilinde Kumara alışmazdı emanet alan selinde İlahi Nur sarhoş ederdi aşina elinde Aczine boyun bükse saraylar döşenir handan Nimetler gani gani bedeldir akıttığı kandan…
Hiçbir şeyciği olmayan kuş gibidir bedeni Kaybedecek neyi vardır ki bulunsun hazanı Teslim oldukça nasiplenir Hakkın harmanından Gördün mü hiç evliyadan iflas edip batanı Unutulmuş garip gibi makberinde yatanı… Bilselerdi… Ah bilselerdi bu ilahi aşkı Ateşine odun taşır mıydı zarar ziyanı!
Saffet Kuramaz
|