sufiforum.com
http://www.sufiforum.com/

MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ
http://www.sufiforum.com/viewtopic.php?f=27&t=4372
2. sayfa (Toplam 3 sayfa)

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 13:17 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Beşerî Münasebetleri:

Bu tekke için, "insan üreten bir fabrika" demek yanlış olmasa gerektir. Zira insanlar burada olgunlaşır, güzel ahlak ve salih adap kalıbına dökülürdü. Şeyh'in, sürekli olarak üzerinde önemle durduğu bu ahlak ve adabı ayrıntılarıyla vermeye kalkarsak şüphesiz ki söz çok uzayacaktır. Ancak biz bu husususun bazı açılardan açıklanmış olması için, Şeyh'in yaşantısından kimi örnekler vermeden geçemeyeceğiz:

1- Allah (cc) rahmet eylesin, birisine ihtiyacı için bir şey söyleyecek veya emredecek olsa onu çağırmaz, kendisi ona giderdi. Bu kişi ister öğrencilerinden, ister müritlerinden, isterse yaşı küçük akrabalarından biri olsun fark etmezdi. Bu hususta şöyle derdi: "Muhtaç olanın, kendisine ihtiyaç duyduğu kişiye gitmesi gerekir, iş ters dönmemelidir."

Muhammed Hâşim, Şeyh'in arkadaşlarından ve ihlaslı müritlerindendi. Kendisi doktordu. Şeyh, bazı rahatsızlıkları konusunda tedavi olmaya ve hastalığını öğrenmeye her ihtiyaç duyuşunda, hastalığını mazeret olarak görmez ve doktora bizzat kendisi giderdi.

2- Hizmetinde bulunanlara hiç bir zaman iki işi bir arada emretmezdi. Önce birini, o bittikten sonra ikincisini emreder ve şöyle derdi: "Hizmetimi görenin, ikinci işi de aklında tutma yüküne katlanmak zorunda kalmaması için böyle davranıyor, o işi akılda tutma meşakkatini hizmetimde bulunanlara değil kendi nefsime yüklüyorum."

3- Haklı olmadıkça kimseye aracılık etmezdi. Eğer bunun, aracı olarak gittiği kimseye bir yük getireceğini bilecek yahut sanacak olursa, yine kesinlikle aracılığı kabul etmez ve bu hususta şöyle derdi: "Aracılığın söz konusu olduğu bir işte insanlar kendisine aracılık edilen bakımından hassasiyet gösterirken, kendisine aracı olarak gidilen kimse bakımından aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Oysa bir insana yardım etmek müstehab iken, başkasına eziyetten sakınmak vaciptir. Müstehabı yerine getirmek için vacip nasıl terk edilir."

4- İsterse en sevdiği kimselerden biri olsun ve yanında kalmasını gönülden arzu etsin, kendisine konuk olarak gelen hiç kimseye, misafirlik süresini uzatmak için ısrar etmezdi. Ancak kendi rızası ile kalırsa o başka. Aynı şekilde, misafirine ağır gelmemesi için onu, eğer istemiyorsa daha fazla yemek yemeğe de zorlamazdı.

5- Kendisinden cevabî açıklamalar beklediği kimselere her mektup yazdığında -ki bunların, öğrencisi yahut kendisinden yaşça küçük akrabası olması durumu değiştirmezdi- zarfın içine ikinci bir zarf-kâğıt ve pul koyardı.

İşte Şeyh (rh.a) adab-ı muaşeretin ince noktalarına böyle titizlikle riayet ederdi. Kendisinin bu konuda müstakil eserleri de bulunmaktadır. Onun ve müritlerinin Hangâh-ı İmdâdî'deki yaşantıları ve bu tekkede kurdukları sistem, İslamî adabın pratik bir tefsiri idi. Öyle ki insanlar onun arkadaşlarını ahlakta, muamelatta ve adab-ı muaşerette riayet ettikleri inceliklerle tanırlardı.

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 13:25 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Talebeleri

Bu husus da çok şaşırtıcı ve hayret vericidir: Mevlana Tehanevi’nin talebeleri ve müritleri Güney Asya’nın ileri gelen âlim bir neslini oluştururlar. Tek başına bu husus bile bu insanın ne kadar baş döndürücü bir kâmet olduğuna yeter artar aslında. Onun tedris halkasından, mürşid payesine ulaşmış 140 seçkin insan çıkmıştır. Biz sadece bu zatların bir kısmının isimlerini yazabileceğiz:

1-Seyyid Süleyman Nedvi: Ünlü allame Şibli Numani’nin baş tilmizi olan bu mübarek zat, ruhi terbiyesini de Tehanevi hazretlerinden almıştır.

Dar-ül Musannifin’in yayın organı Maarif Dergisi’nin Süleyman Nedvi Özel Sayısı(s:289)’nda Süleyman Nedvi ile Eşref Ali Tehanevi’nin tanışması şöyle anlatılıyor: “1934’ün sonları ve 35’in başlarıydı. Süleyman Nedvi hazretleri, Muhammed İkbal merhumun daveti üzerine, bir heyete katılmak üzere Lahor’a gitmişti.

O ana kadar Mevlana Eşref Ali Tehanevi hazretleri ile hiç görmemişti. Lahor’dan dönüş yolculuğunda Thane Bhawan’da istasyonda inerek bir süre için orada kalmayı düşündü.

Böylece manevi duygusundaki bu arzu yerini bulmuştu. Mürşid Tehanevi bu görüşmeden nasıl etkilendiğini bizzat kendi ifadeleriyle Abdülmacid Deryabadi’ye yazdığı mektupta şöyle dile getiriyordu: “Mevlana Seyyid Süleyman Nedvi kardeşimiz aniden çıkageldi. Evdeydim. Haber alır almaz, hemen yanına gittim. Hayalimde o, iri yarı biri gibi idi. Kendisini orta boy ve normal yapıda biri olarak görüne kendisine kalbim çok ısındı. Tekrar tekrar kendisiyle konuştuktan sonra, mütevazı kişiliği ve yapmacıksız, sâde hareketleri ve karşısındakilere saygılı ve kibarca davranışları beni kendisine bağladı. Saat 11’de teşrif ettiler. Saat 3’de ayrıldılar. Toplantıda uzun süre onun hakkında sitayişli konuşmalar yapıldı.” (Hakim-ül Ümme adlı eserin 438. sayfasından naklen.)


2-Muhammed Tayyib Kasımi: 1930’lardan 80’lere kadar Deobend akademisinin başmüdürü.

3- Muhammad Vasiyullah Han: Hindistan’da Miftah’ul Ulum medresesinin kurucusu ve geçen yüzyılda Hind diyarının manevi önderlerinden biri.

4-Muhammed Şefiy Deobendi: Pakistan eski başmüftüsü.

5-Abdülbari en Nedvi: Ünlü alim ve filozof.. Haydarabad’daki Osmaniye Üniversitesi’nde modern felsefe dersleri vermiştir, Descartes gibi Batılı filozofların kitaplarını Urduca’ya çevirmiştir ve arkasında birçok değerli, edebi risale bırakmıştır

6-Abdülmecid ed Deryabadi; Son devrin en büyük Urdu dili edibi..

7-Mevlana Zafer Ahmed Osmanî(Hanefi Fıkhına ait 22 ciltlik İla es Sünen’in sahibi)

8- Mevlana Beşir Ahmed el Osmani; Pakistan’ın kurucularından..

9- Müftü Muhammed Hasan El Emristari: Eşrefiyye Üniversitesinin kurucusu..

10-Hayri Muhammed el Calidehri: Pakistan’daki medreselerin en büyüğü Hayrül Medaris’in kurucusu.

ve daha niceleri..

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 13:35 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Kur’an’a Vukufiyeti

Merhum Üstad, Kanpur’da ders verirken Kur’an’ın büyük müfessiri İbn-i Abbas’ı rüyasında görmüştü. Bu sadık rüya onun büyük bir müfessir olacağına bir işaretti. Gerçekten de o, Beyan-ül Kur’an adlı Urduca Tefsiri ile Güney Asya ülkelerinde bir çığır açtı. Seyyid Süleyman Nedvi “Onun tefsiri ağırlıklı olarak Allame Alusi al-Bağdadi’nin Ruh’ul Me‘ani’sine dayanır ve bu eser de Hicri 13.asrın ortasında yazıldığı için Kur’an’ın daha önceki tefsirlerinin hepsini içerir” der.
Bir de Alusi’nin diğer bir özelliği vardır ki, Eşref Ali Tehanevi’de gördüğümüz denge ile örtüşmektedir. Fethullah Gülen Hocaefendi Alusi için: “Bana göre Alûsî her meselede gelmiş geçmiş müfessirler içinde en dikkatli olanlardan biri” demektedir.

Muhammed Tagi Osmani de, Beyan-ül Kur’an hakkında şunları yazmaktadır: “Bu eser, Tefsir, Nahiv, Belagat, Fıkıh, Kelam ve Tasavvuf konularında önemli ilmî hususlar ihtiva etmektedir. Bu eserin kıymeti ancak, diğer tefsirler üzerinde yapılan uzun boylu çalışmalardan sonra kendisine müracaat edildiğinde bilinebilir. Zira bu tefsir, diğerlerinin özü ve ilmî kapsayıcılık özelliği olan bir özetidir.”

Abdülbari Nedvi de, hazretin Kur’an’a vukufiyeti hakkında bize şu ipucunu vermektedir: “Mevlana Tehanevi, Hanefi mezhebine ait hükümleri Kur’an’dan istihraç ettiğinde bu noktanın her zaman o ayette bulunmuş olmasına rağmen bilgimizin onu kavrayamamış olmasına hayret ederdik. Onun açıklamaları, parlak şualardan tamamıyla istifade etmemizi temin edecek şekilde bulutları dağıtırdı.”

Tefsir konusunda Şeyh'in "et-Taksîr Fi't-Tefsîr" adlı bir risalesi bulunmaktadır ki bu risalede bazı çağdaş tefsirleri eleştiri süzgecinden geçirmiş ve çağımızda pek çok kimsenin gafil kaldığı Usul-i Tefsir hakkında nefis kaideler şerh etmiştir. Bunun dışında Şeyh'in, Kur'an ilimleri ve Tefsir hakkında 23 risalesi daha bulunmaktadır.

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 14:25 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Izdırabı

Üstad Tehanevi, kendisi gibi olan her baş yüce gibi, ümmetin ahu efganı ile dertliydi. Bu konuda talebelerinden Pakistan umumi müftüsü

Muhammed Şefiy Deobendi şunları yazmakta: “Bu kerim zat, hangi yerde ve şekilde olursa olsun, Müslümanlara bir üzüntü, sıkıntı, zahmet veya külfet isabet etse, manevi bir görüşle bundan haberdar olur ve o kadar üzülürlerdi ki, duydukları acı, şefkatli bir babanın öz evladını kaybetme musibetinden dolayı duyduğu acıya eşti. Fakir, defalarca müşahede etmişimdir ki, Müslümanlar arasında çıkmış olan herhangi bir fitne ve karışıklık onlara isabet eden herhangi bir zarar ve ziyan kendi sıhhatlerinin bozulmasına, kuvvetlerinin zayıflamasına ve sıkıntı çekmelerine sebep oluyordu. Nitekim bir ara fitne ve fesadın zuhurunu haber aldıkları bir anda faziletli efendim şöyle buyurmuşlardı:

“Müslümanların şimdi içinde bulundukları ahval ve bunların neticelerine dair haberler, yemekten önce gelirse bana açlığımı unutturuyor, uykudan önce ulaşırsa o zamanda uykumu kaçırıyor.”

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 14:53 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Eserleri

Onun bizi çok şaşırtan bir özelliği de, İslami ilimlerinin her alanında ve bu kadar velud(üretken) bir müellif olmasıdır. Selef-i Salihin döneminde ancak görülebilecek bir durumdur bu..


Üstad, eserlerinden hiçbir telif ücreti de almıyordu. Zamanının en velut yazarı olmasına rağmen kitaplarının hiçbirini gelir kaynağı olarak kullanmadı. Bir gün bir İngiliz kendisine: “Sen bu kadar kitap yazıyorsun, herhalde çok para alıyorsundur?” diye sorunca, o ihlâs abidesi şu cevabı vermişti:“Biz para için kitap yazmayız. Sadece din ve millete hizmet için yazarız. Para hiç mevzu bahis değildir.”

Başlıca eserlerini şöyle sıralayabiliriz:

1-Beyan-ül Kur’an: Urduca kaleme aldığı pek meşhur tefsir–12 Cilttir.

2-Bihişt-i Ziver: Urduca konuşan her münevver Müslüman’ın el kitabı

hükmüne geçmiş, İlm-i hal ve Akaid’e ait bu eser, Hind ve Pakistan’da büyük ilgiye mazhar olmuş ve bu ilgi hâlâ devam etmekte.

3-Kilid-i Mesnevi: Mevlana’nın Mesnevisi’nin beyitlerini bulmak için

hazırlanmış harika bir eserdir.

4-İmdad-ul Fetava; Hakîmu'l-Ümme (rh.a), Hindistan'daki en büyük fetva mercii idi. Kendisine, yeryüzünün doğusundan ve batısından müsteftî (:fetva isteyen)ler başvurur, büyük alimler, çözümünde zorlandıkları güç meseleleri kendisine yazarlar ve o da bunları en ince noktalarına kadar açıklar, onların gönüllerini rahatlatır ve susuzluklarını giderirdi. Şu bir gerçektir ki, "İmdâdu'l-Fetâvâ", onun, Fıkıh'taki yetkinliğinin en güzel şahididir. Bu eserde nefis fıkhî meseleler ve son asırlarda gündem oluşturmuş konuların büyük bir kısmının açıklaması bulunmaktadır. Bu kitap, günümüzde de Pakistan, Hindistan ve Bangladeş'teki müftülerin en büyük kaynağı olarak kabul edilir.

5-Cezaul Amal(Amellerin Karşılığı)

6-Mesail-i Suluk-(Tasavvuf Meseleleri)

7-Ahkâm-ul Ahnaf(Hanefi Fıkhı)

6-Ahlat-ul Avam-(Halkın Yanıldığı Noktalar)

7-Et Takaşşuf-(Tasavvuf Meseleleri)

8-Hayatul Müslimin

9-Münacatul Makbul(Seçme Dualar)

10-Hıfzul İman.

11-Kasdus Sebil(Tasavvuf)

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 14:56 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Bazı Konulardaki Görüşleri

Görüşlerinden bazılarına kısaca yer verelim;

*Eşref Ali hazretleri, sohbetin önemi konusunda şunları demekte: “Allah sevgisini devam ettirmenin yolu Allah dostlarıyla sohbeti sürdürmektir. Daha fazlası yapılamazsa da, hiç olmazsa haftada ya da ayda bir kez mutlaka bu sohbetlere katılmalıdır. Sohbetlere devamdaki incelik, velilerin sahip oldukları iyi hallerin zamanla yavaş yavaş size de geçmesidir. Aslında sizlere “sohbetlere devam etmek için dünya işlerinizi bırakın” demiyorum. Aksine, boş zamanlarınızı sohbetlerle değerlendirmenizi istiyorum. Allah dostları ile sohbetlerde bulunma fırsatı bulamazsanız, onların eserlerini okuyunuz. Ancak bunu yaparken bu eserleri roman veya hikâye okur gibi ya da bir bilim dalına ait eseri inceler gibi okumayın. Onlarla amel etmek ve direktifleri doğrultusunda gitmek için okuyun.”

* “Tam manasıyla yapılan zikir insanı bütün günahlardan çekinmeye zorlar ve bütün iyi amelleri işlemeye teşvik eder, işte gerçek zikir.”

* Bazı kimselerin tabiat ve bünyeleri keşif ve keramet göstermeye müsait değildir. Her ne kadar mücahede egzersizleri ve riyazat temrinatları yapsalar da ömürlerinde bir defa keşif gösterememişlerdir. Çünkü bünyeleri buna müsait değildir. Esasen bu hususta bütün mesele kulluk yapabilmektir. Şimdi Allah’a yemin ederek söyleyebilirim ki, kendisine binlerce keşif hâsıl olmuş herhangi bir adam, vicdanına dönüp nefis muhasebesine dalacak olsa emin olun ki mana âleminde az da olsa bir ilerleme kaydetmediğini anlayacaktır.”

*Velayet mertebesinin harika göstermeye ihtiyacı yoktur. O makam harika şeyler gösterilecek makam değildir. Ve sahabenin çoğunun hayatında bir defa bile olsa harika zuhur etmemiştir. Harikalar çoğu zaman Yogilerde zuhur eder, riyazet ve çalışmanın neticesinden başka bir şey değildir. En büyük harikanın derecesi kalbi zikrin kadrinden daha az, daha aşağıdır. “Avarif” sahibi, kendilerinden harikulade haller zuhur etmeyen kimselerin, harika kahramanlarından daha faziletli olduğunu yazıyor. Çünkü ariflerin en büyük kerameti Şeriat-ı Muhammediyye caddesinde dosdoğru yürümektir.”

* “Arkadaşlar! Bilin ki, velayetin ölçü ve mihengi şudur; insan zühd ü takvada, ibadet ve tecerrütte ne kadar ilerlerse, Allah Resulune(SAV) benzemesi o nispette artar. Çünkü velayet, nübüvvet kaynağından sulanır, o membadan beslenir.”

*İnsanların bazısı da zikirle meşgul oldukları zaman bir takım nurlar ve parıltılar göreceklerini umarlar veya gizliden sesler işiteceklerini zannederler. Bunlar ahmaklık ve budalalıktır. Evvela bu eser ve hallerin zikir ve meşgaleyle meydana gelmesi icab etmez. Zikir ve meşguliyetin buna ihtiyacı yoktur. İkinci olarak, bazı zamanlarda bu nurlar ve sesler doğrudan doğruya gayb âleminden gelen şeyler değil, insanın kendi zihninin eseri de olabilir. Üçüncü olarak, faraza gayb âleminin bütün sırları çözülse, perdeler aralansa bundan ne gibi bir fayda temin edilecektir? Zira sırlar âlemini örten perdelerin kalkmasıyla Allah’a yakınlık fazlalaşmaz. Allah kendisine yakınlığı ancak taatte yaratmıştır.”

*Bidat konusuna yaklaşımı da çok dengelidir: “Bir de başlangıçta bir yabancı kavme ait olduğu halde, bütün milletlerin ve bu arada

Müslümanların da giymesiyle umumileşmiş şeyler vardır. Mesela; ceket, pantolon giymek, masa başında oturmak, kaşıkla yemek yemek ve benzeri hususlardır. Şayet bunlar, kasten herhangi bir yabancı millete benzemek niyetiyle yapılırsa o zaman günah, böyle bir niyet olmadan yapılırsa mübah olur.”

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 14:58 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Vefatı

Mevlana Tehanevi kitleleri irşad için canla başla çalıştı ve bütün Güney Asya alt kıtasına yayılan birçok talebe yetiştirdi. Sonunda bir gün göç saati çaldı ve asrın bu büyük insanı, memleketi Thana Bhawan’da Hicri 1362’de Recep Ayı’nın ikinci gününde(Miladi 4 Haziran 1943) vefat etti. Cenaze namazı yeğeni, büyük muhaddis Mevlana Zafer Ahmed Osmanî tarafından kıldırıldı. Ve cenazesi ‘Işk el Bazen” kabristanına gömüldü. Rahmetullahi aleyh.

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 15:03 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

Hakkında Denilenler

· “Bu zat, asrımız Rabbani ulemasının en büyüğü; kayıtsız şartsız bu zamanın en büyük müellifidir. Telif ettiği eserlerinin sayısı 910’a varmaktadır. O, nefislerin ıslahında, Allah’a niyabet ve rücuda, iman ve amelin tazelenmesinde Hint kıtasına faydası dokunan kimselerin en ulusudur. Halk onun kitaplarından, bu zamanda başka bir âlime nasip olmayacak şekilde faydalanmıştır.” Ebul Hasan en Nedvi

· “Mevlana Tehanevi, Kur’an’ın mütercimi ve müfessiriydi. Emirlerini ve hikmetlerini açıkladı. Şüpheleri kaldırdı ve Kur’an’la ilgili soruları cevapladı. Mevlana Tehanevi bir hadis âlimiydi ve bu konuda en girift mevzuları ve incelikleri izah etti. Binlerce fetva vermiş bir fakihti. İslam hukukundaki birçok çağdaş hukuki problemi çözdü ve onları azami dikkat ve muteber araştırmalarla cevapladı. Konuşmaları hitabetin bütün maharetlerini taşıyan müessir bir hatipti. Mükemmel bir vaizdi ve vaazlarının yüzlercesi neşredildi, geniş ölçüde elden ele dolaştı. Mevlana Tehanevi tasavvufun sırlarını ve hikmetlerini açığa çıkarmış bir sufiydi. Onun şahsiyeti bir suredir devam ede gelen şeriat ve tasavvuf arasındaki çatışmaya İslam’ın bu iki temel parçasını birleştirerek bir son verdi. Kitapları oryantalistler ve modernistler tarafından İslam’a karşı öne sürdükleri itirazları cevapladı.”Seyyid Süleyman Nedvi

• “Mevlana Tehanevi, zamanının en seçkin dini figürü, üretken bir yazar idi ve modern Hindistan’ın en büyük mutasavvıf velisi olduğuna inanılıyordu. Öğreterek, vaaz vererek, yazarak, ders vererek ve ara sıra yaptığı gezilerle çok aktif bir hayat sürdü.” Fuad S.Naeem

• Onun başarılarının bir benzeri birçok önceki yüzyılda bulunmaz.”

Muhammed Taği Osmanî

•“Nitekim Allah asrımızda büyük Rabbani âlim, selef ulemasının bakâyâsı, halef ulemasının önderi, müceddidü’l ümmet, hekim-ül ümmet Seyyidi Mevlana Eşref Ali Tehanevi’yi gönderdi.”

Muhammed Şefiy Deobendi (Pakistan umumi müftüsü)


· Deobend ekolü içerisinde bir dâhi insan. Çok büyük bir ilim adamı, aklı müthiş çalışan bir insan. Hindistan alimleri içerisinde bir çoğununu yazılarında rastladım, kendi fikirlerinin doğruluğunu ispat için hep onu referans veriyorlar. Bu kadar önemli bir kişilik. Yusuf Karaca(Yusuf Karaca’yı teyiden bir kaynak verelim. Mevdudi, Tefhim-ül Kur’an-Saffat suresi- 143–147)

· Çok önemli akidevi eserlerin yazarı olmasından ayrı olarak, az eğitimliler arasında geleneksel İslam’ı popularize eden Eşref Ali Tehanevi” Aziz Ahmed

· “Mevlana Eşref Ali’nin şahsiyetinde özel bir birlik ve tutarlılık aşikârdır; İslami ilimlerden onun yazılı eserleriyle el atılmamış olanını bulmak zordur.” Kadı Mücahidul İslam Kasımi

· Hakîmu'l-Ümme, eşsiz dâhi âlimlerden ve ihlâslı seçkin davetçilerdendi. Onlar ki, Hindistan'da, nur saçan aydınlık birer tecdit lambası idiler. Hayatlarını i'lâ-yı kelimetullâh ve din ilimlerinin ihyasına adamış, İslâm düşmanlarının İslâm’ın kalesinde açmak istediği gediklere geçit vermeyen, İslâm’a davet yoluna baş koymuş ve bu uğurda rastladıkları her türlü meşakkate dayanan birer murâbıt idiler. Muhammed Tagi Osmani

*Şimdi geçen akşam bizim Mehmet Ali Bey'in kütüphanesini karıştırdım. Orada bir Eşraf Ali Tahanevî Hazretleri'nin bir kitabını çektim, çıkarttım. Pakistanlı büyük alimlerden, biliyorum bazı eserlerini... Yâni, eserleri yirmi otuz baskı yapan insan... Belki bir milyona yakın müridi olan, şeriata bağlı bir insan... Mübarekler ne mühim eserler neşretmişler. Prof. Dr. Esad Coşan

Yazar:  aşkınsonhecesi [ 20.06.10, 15:04 ]
Mesaj Başlığı:  Re: MEVLÂNA EŞREF ALİ TEHANEVİ

KAYNAKLAR

1-Hayat-ül Müslimin- Eşref Ali et-Tehanevî-terc: Ali Genceli-İslami

Neşriyat Yayınevi(Konya)-İrfan Matbaası-İst–1977–2. Bsk.

2-Hadislerle Tasavvuf-Eşref Ali et-Tehanevî-terc: Zaferullah Daudi-Ahmed Yıldırım- Umran Yayıncılık- İst–1995

3-Amellerin Karşılığı- Eşref Ali et-Tehanevî terc: Hayri Demirci-Seha Neşriyat- İst–1990

4-Tasavvuf Ve Hayat-Abdu’l Bari en Nedvi-terc: Mustafa Ateş-Diyanet Vakfı Yayınları- Ankara–1998

5-İslam Ansiklopedisi-Cilt–8-İfav Yayınları–İst–1993

6-İslam Ansiklopedisi-Cilt–11-İfav Yayınları–İst–1995

7-Gerçek Tasavvuf-Ebul Hasan En Nedvi-terc: İsmet Ersöz-İslami Neşriyat Yayınevi-(Konya)- İrfan Matbaası-İst–1974

8-Fasıldan Fasıla:1-M. Fethullah Gülen- Nil Yayınları- İzmir–1997

9-İslam Önderleri- Ebul Hasan en Nedvi-terc: Yusuf Karaca- Kayıhan

Yayınları-İst

10-Hindistan Ve Pakistan’da Modernizm ve İslam- Aziz Ahmed-terc: Ahmed Küskün-Yöneliş Yayınları-İst–1990

11-Ruh Terbiyemiz-Said Havva-terc: İbrahim Sarmış, M. Said Şimşek-Kayıhan Yayınları-İst–1995

12-Risale-i Nur’un Kudsi Kaynakları-Abdülkadir Badıllı- Envar

Neşriyat-İst–1993

13-Âlem-i İslam-Abdürreşid İbrahim- İşaret Yayınları-İst–2003

14-İ'lâu's-Sünen- Zafer Ahmed Et Tehanevi-Cilt:1-Misvak Neşriyat

15-Maarif Dergisi Süleyman Nedvi Özel Sayısı-Azamgarh-Hindistan

16-Hind Altkıtası Düşünce ve Tefsir Ekolleri-Abdülhamit Birışık-İnsan Yayınları-İst-2001

17-http://www.dervisan.com/kitap/avustralya4/sunnet.html

18- http://whitethreadpress.com/authors/maulana_thanawi.htm

19- http://alashrafia.com/thanwi.html


Salih Okur

http://www.cevaplar.org/index.php?khide ... zi_id=5232

2. sayfa (Toplam 3 sayfa) Tüm zamanlar UTC + 2 saat
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
http://www.phpbb.com/