|
Dönsün şu başım fecre kadar bâde-i aşktan; Akşam doluyor gözlerimin rengine… Akşam!
Ufkumda alev rengi sular aşka kanarken Mevlâna dedim orda döner, Şems’i sorar hem
Battıkça güneş gönlüme meyletti bir efkâr; Sandım suya son demleri resmetti ufuklar
Raks değdi bir an dağlara, neyler dile geldi Ervâha sükûnet bu sekînet ile geldi:
Mâdem dedim; âlem buluyor şevk bu törenden Öyleyse neden düşmedeyim hüzne, neden ben?
Bilmez mi alev; yandığı her ân eriyor mum, Membâa döner belki sular, çölde kalır kum,
İşler de güneş ufka batarken menevişler, Doğmaz mı hayâtın da gurûbunda güneşler?
Seyreyle gönül; işte budur mâneviyâtın Seyret; bu resim hüznü kadar şevki hayâtın!
Seyret: Bu bir aşk âyinidir, güftesi: Hây – Hakk. Her şey bulacak O’nda nihâyet, bu muhakkak!
Uykun var, iliş kabre Hafî; dehre gücün yok Boy ölçüşecek dehri kuran sihre gücün yok…
H. Selçuk Bekâr
|